Capoeira tarihi

Sömürgecilik yapan Portekizliler, 16. yy’ın başlarında şeker ticareti için Brezilya’daki şeker pancarı tarlalarında çalışacak birçok işçiye ihtiyaç duymuşlardı.
Bu yüzden, Brezilyada yaşayan yerlilerini (Tupi adında kızılderililer) köleleştirmeye başladılar. Yerliler, yaşamlarını avcı olarak sürdürdüklerinden ağır şartlar altında çalışmaya fiziksel olarak yetersizlerdi ama rağmen  yine de köleleştirildiler. Portekizliler, sömürgecilik konusundaki uzmanlıklarına rağmen kısa bir süre içinde yüz binlerce yerli bu kölelikten dolayı hayatlarını kaybetmiş. Bu ölümlerin artması üzerine kilise bu duruma  müdahale etmiş ve tarlalarda çalışmak için fiziksel olarak yetersiz olan bu yerlilerin köleleştirilmesini yasaklamıştır. Açık kalan işçi boşluğu bir şekilde doldurulması gerekmiştir. Bu düşünceyle hareket eden Portekizliler, kısa bir süre sonra, 1538 yılından sonra Afrika’dan Brezilya’ya 2-3 ile 18 milyon arasında bir sayıda köle getirtmeyi başarmıştır. Kölelerin çoğu, çok kötü şartlar altında kuzeydoğu Brezilya’daki şeker pancarı üretim sahalarında çalıştırılımıştır.

Bu dönemde, birçok köle kaçmaya çalışmış, kaçarken veya kaçtıktan sonra “Capitães do mato” (ormanın kaptanları) 1635 yılında, quilombo’ların başına Gunga-Zumba (anlamı: büyük öncü) geçmiştir. Gunga-Zumba önderliği ele aldıktan sonra, Hollanda ve Portekiz askerleri birçok kez Palmarino’ya saldırı düzenlemiş, ama her seferinde başarısız olmuşlardır.tarafından yakalanıp çok büyük cezalara çarptırılmışladır. Capitães de mato’ya yakalanmadan kaçabilen köleler (o dönemde sayıları pek fazla değildi) yaşamlarını tehlikeli ormanlarda sürdürmek üzere kurdukları “quilombos” adı taşıyan köylere (topluluk) yönelmişlerdir. Kısa bir zaman sonra, Brezilya’nın ormanlarında birçok quilombos kurulmuştur. Bunların başlangıcı 16. yy’ın 90’lı yıllarında, Palmares’in ormanlarında (bugünkü Alagoas) görülmüş ve sayıları sürekli artmıştır. Buna rağmen, quilombos sayısı Portekiz askerlerine karşı koyabilecek ölçüde gelişmemiştir. Bu durum, 14 Şubat 1630 yılında Hollandalılar’ın üçbine yakın askerle Portekiz ordusuna saldırmasıyla değişmiş ve köleler ayaklanarak kaçma imkanı bulabilmişlerdir. Palmarino’lulara katılan çok sayıda köle, Palmarino’luların kendilerine olan güvenlerini arttırmıştır.

 

1678’de Porto Calvo’ya geri dönen komutan, büyük ölçüde asker kaybetmesine rağmen, Portekiz halkı tarafından bir şampiyon gibi karşılanmıştır. Generalin elinde 200’den fazla Palmarino esiri bulunmasından dolayı, Gunga-Zumba’yla bir antlaşmaya varmaya çalışmış ve savaşlardan yorgun düşen Gunga-Zumba antlaşmayı kabul etmiştir. Bunun ardından, Gunga-Zumba yanına birçok Palmarino’luyu alarak Serinhaém’den 32 kilometre uzaklıkta bulunan Lucaû’daki bir rezerveye yerleşmiştir. Herkes Palmarino’luların yenildiğini düşünürken, kısa bir süre sonra halk yeniden ayaklanmış ve yeni kral, öncekilerden daha acımasız ve kararlı olan Zumbi başa geçmiştir.7’den 1670’e kadar Pernambuco’nun güneyi Palmarino’luların egemenliğinde kalmıştır. 1676’da Pernambuco’nun o dönemki generali olan Pedro de Almedia, acımasızlığı ile ünlenen komutan, Fernão Carrilho’yu Palmarino’yu yerlebir etmesi için görevlendirmiştir. 1667’de Palmarino’ya saldırılmış ve kuşatma sonucunda Gunga-Zumba’nın Amaro’da bulunduğu ortaya çıkmıştır. Komutan Fernão C. Gunga-Zumba’yı ele geçirebilme amacıyla Amaro’ya saldırmış, ama ayağından ağır bir yara almasına rağmen Gunga-Zumba kaçmayı başarmıştır.

İlk quilombo’lar kurulmadan önce, tutsak dönemlerinde geliştirilen Capoeira, Gunga-Zumba’nın döneminde de kullanılmasına rağmen, en yoğun Zumbi’nin döneminde kullanılmıştır. Zumbi’yi yok etmek için birçok girişimde bulunulmuş ve sonra Pernambuco’nun generali, “yabani” lakabı takılmış Domingos Jorge Velho’yu Bandeirantes’in başına geçirerek, Zumbi’yi ve Palmarino’luları yakalamak üzere görevlendirmiştir. Birçok kez savaşa girilmesine rağmen, Velho her seferinde başarısız olmuş, ama pes etmemiştir. Pernambuco’nun zengin tabakası, Palmarino’lular yüzünden birçok köle kaybetmiş ve bunun sonucunda generale baskı yapmaya başlamışlardır. General, bunun üzerine 1694 yılında Velho’ya, Palmarino’ya karşı 9000 asker vermiştir. Bu savaş Palmarino tarihinde ikinci en büyük savaş olmuştur. Velho başarısız olmak üzereyken, Macaco (Palmarino’da bir quilombo)’nun önüne altı tane top getirtmiş ve Palmarino’luları geri çekilmeye zorlamıştır. Bu sistemi bir raya oturtarak, Velho tüm köyleri birer birer yıkmaya başlamıştır. Savaş bittikten sonra, Palmarino’luların çok azı hayatta kalmıştır ve bunlardan birisi de Zumbi’dir.

Kitaplarda anlatılana göre, Zumbi çok yakın bir arkadaşı olan Antônio Soares’in ihbarı üzerine capoeira-tarihi-köleleröldürülmüştür, çünkü Soares Portekizlilerin tutsağı konumunda olduğundan, işkencelere daha fazla dayanamayarak Zumbi’yi ele vermiştir.

20 Kasım 1695’de Gongoro’da Zumbi Soares’le karşılaşmış ve sarıldıkları sırada, Soares Zumbi’nin karnına bir hançer saplamıştır. Aniden meydana çıkan Portekiz askerlerinden kaçmaya çalışırken, Zumbi bir kişiyi öldürmüş ve birçok kişiyi yaralamıştır.

Zumbi’nin ölümü ile Palmarino direnişi sona ermiştir. capoeira-tarihi-köleler-kumsaldaPalmarino’nun tarihi Capoeira’nın da tarihi olmuştur, çünkü siyah kölelerin ateşli silahlara karşı kullandıkları en büyük silahları Capoeira’ydı. Bundan dolayı, 13 Mayıs 1888 Brezilya’daki “abalição” (köleliğin kalkması)’dan sonra isyancıların vazgeçilmez silahı Capoeira da yasaklanmıştır. Bu engellere rağmen, siyah kültürün bir öğesi olan Capoeira hayatta kalmayı başarabilmiştir.

Vücutları silahlarıydı.
Dansları ise kamufle.
Bu gizlilik aynı zamanda da onların hayat felsefesi ve kültürü oldu.

1888’de abloição‘dan sonra zenciler sosyal ve ekonomik açıdan çok sorun çekmişlerdir. Bu kadar çok kişiye nasıl iş bulunabilecekti?…

Uzatılan Zincirler

Brezilya’da 1888’de köleliğin kalkması, yani aboliçâo’dan sonra zenciler sosyal ve ekonomik hayat için büyük bir problem oldular. Bu beklenmeyen yüksek sayıdaki işçi gücü nereye yerleştirilebilirdi? Bunların tümünü kim ödeyecekti?

Önceden olduğu gibi zencilerin çoğu alt seviyelerde yaşıyordu; işsiz evsiz ve geleceksiz.Capoeira-suçlu Tüm işler kabul edilmeliydi, çünkü en azından bir süre de olsa hayatlarını garanti altına almalılardı. Yine de bu kadar zor koşullar altında yaşamak kötü sonuçlar doğruacaktı ve bu yüzden zencilerin çoğu birer suçlu oldu. Zencilerin vazgeçilmez silahı olan Capoeira, bu dönemlerde bir suç aracı olarak kullanıldığından aynı zamanda bir suç unsuru olarak da görülüyordu. Capoeira’nın çalışılması kesinlikle yasaktı, ama yine de kölelik dönemlerinde şeker pancarı üretim bölgelerinde yaptıkları gibi gizli gizli çalışmalar devam etti. Beyaz insanların gözlerinden uzak, arka sokaklarda…
Capoeira çalışırken veya yaparken yakalanan bir kişi 11 Ekim 1890’dan beri kanun kitaplarında yer alan 487 numaralı maddeye göre, 2 ila 6 ay arası bir süreyi tamamlamak için Fernando de Noronha adasına’daki hapishaneye cezasını çekmek üzere gönderildi.

Bu zor şartlara rağmen Capoeira çalışılmaya devam etti. Polisler bu spora iltimas göstermiyorlardı. Oysa ki sadece birkaç Capoeira’cı korkulan insanlardı (Burada Capoeira’cı denmesinin ve Capoeirista denmemesinin sebebi, Capoeirista olmak için sadece Capoeira yapmanın yetmeyeceğidir). Polis ve Capoeira’cıların çatışmaları sürmekteydi ve her çatışmada iki taraftan da ölenler ve yaralananlar oluyordu. Capoeira’nın bu derece yasak olmasına rağmen, gücü de yadsınamıyordu. Bu yüzden polis kuvvetleri Capoeira bilenler arasından seçiliyordu.

19. yy. başlarında sarayın koruması olan Major Nunes Vidigal mükemmel bir Capoeira’cıydı ve görevlerini yerine getirirken halkın önünde Capoeira kullanmaktan çekinmiyordu. Bu yüzyılın 20’li yıllarında en çok dikkat çekense Bahia’daki polis şefi Pedro de Azevedo Gordilho’ydu. Capoeirista’lara, condomblé’ye ve ofoxé’ye yaptıklarından dolayı ünü pek iyi sayılmazdı. Gordilho o dönemlerde Capoeirista’ların düşmanı olarak görülüyordu ve genelde onların şarkılarında ismi Pedrito olarak geçerdi.

Tüm bunların genelinde aslında beyazların Capoeira ile araları iyiydi, çünkü üst seviye insanların ve politikacıların korumaları Capoeira okullarında eğitim görmüştü. Bunun yanı sıra, seçim günlerinde Capoeira önemli bir unsur olarak görülüyordu, çünkü halkın çoğunluğunu zenciler oluşturuyordu. Söylenenlere rağmen seçim sonrasında herkes sözlerini unutuyordu ve hatırlamak da istemiyordu. Yıllar geçtikçe göz önüne çıkmamak şartıyla Capoeira okullarına, yani “Academia”lara izin verildi. Tabii Capoeira’cılara da. Bunların arasında büyük bir ihtimalle dünyanın en ünlü mestre’si olan, Mestre Bimba da bulunuyordu…

 

Capoeira Regional Tarihi

Mestre Bimba

Mestre Bimba

Mestre Bimba’nın gerçek ismi Manoel dos Reis Machado’dur. 23 Kasım 1899’da Salvador – Bahia’da doğmuş ve 12 yaşında “Baiana de Navegaçâo” adlı firmanın kaptanı olan Afrikalı Bentinho sayesinde Capoeira ile tanışmıştır. Mestre Bimba:

O zamanlar Capoeira’yı sadece işsizler, hamallar ve suçlular yapıyordu. Capoeira yaparken yakalanan oyuncuları tehdit eden cezalardan biri şu şekildeydi: Ellerden biri bir ata, diğer el ise başka bir ata bağlanır, atlar serbest bırakılır ve koşturulurlardı. Sürüklenmeden dolayı ölenler çoktu.

Mestre Bimba her şeye rağmen, polislerin takibini de dikkate almayarak, genç yaşta Capoeira öğretmeye başladı. Gerûlio Vergas’ın 1930 yılında Capoeira’yı yasal hale getiren onayı ile Mestre Bimba yeni bir tarz yarattı. Bu tarza “Luta Regional Baiana” ismini verdi, ama daha sonra Capoeira Regional adıyla tanındı. Mestre Bimba, saygı duyulan ve korkulan bir dövüşçüydü. Ona üç vuruş diyorlardı ve ataklarına kimse karşı koyamıyordu. Örneğin, 1931 yılında Praça de Sô’deki Odeon Parkı’nın açılışında, Mestre Bimba hangi tarz olursa olsun herkese meydan okudu ve karşısına dört dövüşçü çıktı. Bu dövüşçülerden en dayanıklısı, Mestre Bimba karşısında sadece 1 dakika 40 saniye durabildi. Bundan sonra, her yerde, hiç yenilmeyen kahraman olarak bilinmeye başladı.
Mestre Bimba müzik çalgılarında da oldukça iyiydi ve mükemmel bir Berimbau ustasıydı. Capoeira Regional’ın Toque’lerini (ritmlerini) kendisi yarattı.
Müzik dışında, M. Bimba’nın Condomble inançlarına saygı duyduğu ve inandığı da bilinirdi.

1930’lu yıllarda, Gerûilo Vergas yönetime geçmişti ve halktan politikası için destek arıyordu. Bunun bir etkisi olarak, polislerin ve güvenlik kuvvetlerinin kontrolü altında, kapalı alanlarda Capoeira’nın çalışılmasına izin verildi. Bunu fırsat bilen M. Bimba, ilk “Academia”yı açtı ve böylece bir çağ atlanıp, kölelik ve bastırılmışlığın sonu gelmiş oldu.
M. Bimba, öğrencilerinin Capoeira Regional’ı daha iyi öğrenebilmeleri için “8 Sequéncia”yı oluşturdu ve bununla birlikte saldırılar ve kontrataklar, bir düzen altında daha kolay öğretilebilmeye başlandı. Bunun yanında, “Cintura Deprezada” ile hava hareketlerinin öğrenimini amaçlandı. Bu sistemde, oyunculardan biri, diğerini “Balâo” ile havaya yolluyordu ve diğer taraf her seferinde ayak üstü inmeye çalışırdı ve zamanla bunu öğrenirdi.
1930-1937 yılları arasında, M. Bimba’nın öğrencisi olan Cisnando Lima’nın yardımlarıyla, Capoeira Regional, boks ve jiu jitsu’dan teknikler aldı ve eğlence ve törelerden fedakarlık ederek, dövüşü üst sınırlarına taşımaya çalıştı.

M. Bimba’dan önce Capoeira’nın ders sisteminde öğretme kavramı bulunmuyordu. Öğrenmek isteyenler, Jogo’yu ve çalışanları izler, kendi başların çalışırlardı. Bazı zamanlarda da, Mestre’ler veya tecrübeli ve bilgili oyuncular ufak tiyatrolar düzenleyerek öğrenmeyi kolaylaştırırlardı.

Yıllar geçtikçe M. Bimba Capoeira alanında birçok başarı elde etti ve 1949’da öğrencileriyle Sâo Paulo’ya giderek, diğer tarzdaki dövüşçülere karşı çeşitli turnuvalar hazırladı. 1955’te, o dönemin başbakanı olan Gerûlio Vargas için bir gösteri düzenlendi ve gösterinin sonunda başbakan, M. Bimba’ya sarılarak: “Capoeira bizim tek gerçek milli sporumuzdur” dedi.

Brezilya’yı baştan sona gezmiş olan M. Bimba, 70’li yılların başında kırgın bir şekilde Salvador’dan Guyana’ya geçti.
“Bir daha asla geri dönmeyeceğim, çünkü üst tabakadaki insanlar beni hiç bir zaman ciddiye almadılar; Guyana’da beni hiçbir şey memnun etmiyorsa, ben de onun mezarının tadını çıkarırım” demiş ve bir yıl sonra, 1974 yılında Guyana’da 74 yaşında hayata gözlerini yumdu. Bazı sadık öğrencileri, bedenini Bahia’ya geri götürdüler.